Tarihte bugün: 12 şubat

13.07.2022 02:08 Son Güncelleme: 13.07.2022 02:13 22 nisan 1724’te Doğu Prusya’nın Königsberg (Kaliningrad) kentinde dünyaya gelen Alman feylesof Immanuel Kant, 12 şubat 1804’te gene aynı kentte yaşamını yitirdi. Üniversite eğitimi esnasında hususi dersler verdi. Leibniz ve Woolf’dan etkilendi. 1755’te doçentlik aldıktan sonrasında üniversitede çeşitli toplumsal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazdı. 1755’te ‘Evrensel Organik Tarih ve Cennetlerin Teorisi’ni kaleme aldı. 1770’de Königsberg’de mantık ve doğa ötesi kürsüsüne atandıktan sonrasında Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi. Çağdaş felsefenin gelişim seyrine uygun olarak epistemolojiyi ön plana çıkaran Kant, ilk olarak Hume’dan etkilendi. Kendi deyişiyle Hume onu dogmatik uykusundan uyandıran, spekülatif felsefe alanındaki araştırmalarına yeni bir yön veren felsefeci oldu. Descartes’ın akılcılığının da pozitif yönde yönler içerdiğini saptadı ve zihnin, matematikle uğraştığında işleyiş seçimi karşısında büyülendi. Bundan başka aslolan, 17 ve 18’inci yüzyıllarda göz kamaştırıcı gelişmeler kaydeden bilimden, bilhassa de fizikten etkilendi. Ona bakılırsa bilim, öncülleri kati olan ve şekilleri, sadece Hume’unki benzer biçimde felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği vakit, sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Kant’a bakılırsa, bir bilim adamı bir taraftan kendiden önceki bilim adamlarının ulaşmış olduğu neticeleri kabul eder; gene bir bilim adamı kabul etmiş olduğu bu sonuçlara ek olarak yeni araştırmalara giriştiği vakit, deneysel yöntemler kullanır. Bilim yansız ve nesneldir. Öte taraftan bilimin, bilhassa de Newton’ın geliştirdiği çağdaş fiziğin başarı göstermiş yöntemi, Kant’a bakılırsa, rasyonalizmi de empirizmi de aşarak gelişmiştir. Başka bir deyişle fizik, rasyonalizmin ve empirizmin ulaşmış olduğu neticeleri yanlışlayarak gelişir. Buna bakılırsa, en sağlam data modeli olarak kabul edilen matematiği örnek alan rasyonalizm, şeylerin kendilerine yönelmeden, kendileriyle temas kurmadan, yalnızca düşünceleri birbirlerine bağlamakla yetinip, şeylerin kendileriyle ilgili olarak gözlem öncesi sonuçlara ulaşır. Oysa fizik, matematiği de kullanarak şeylerin bizzat kendilerine yönelmekte, şeylerin kendileriyle, rasyonalizm tarafınca kurulamayan teması başarı göstermiş bir şekilde kurmaktadır. Kant’a bakılırsa, Hume’un empirizmi, belirli bir nedenden daima aynı sonucun çıkacağını hiçbir vakit kati olarak bilemeyeceğimizi korumak için çaba sarfetmek suretiyle, nedensellikle ilgili olarak kuşkucu bir tavrı benimsemiştir. Oysa, oldukca başarı göstermiş sonuçlar elde etmiş olan fizik, neredeyse tümüyle nedensellik ilkesine dayanmaktadır. Kant bu bağlamda, kendine düşen işin, rasyonalizm ve empirizm tarafınca açıklanıp temellendirilemeyen bilimi, bilhassa de fiziği temellendirmek, bilimsel bir şekilde düşündüğü vakit insan zihninin iyi mi işlediğini bulmak bulunduğunu düşünmüştür. Başka bir deyişle, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, sonrasında da ahlakın ve dinin rasyonelliğini korumak için çaba sarfetmek olduğuna inanmıştır. Bununla beraber, bu {hiç de} kolay bir iş değildir. Şu sebeple bilim ve din yüzyıllardır amansız bir savaşım içinde olmuşlar ve bilim, dinin otoritesi karşısında mutlak bir zafer kazanma yoluna girmiştir. Bu zafer, Kant’a bakılırsa, bilimin bakış açısından iyi ve pozitif yönde olmakla beraber, terbiye ve dinin bakış açısından tam bir felakettir. Bilimin, dinin müdahaleleri karşısında özerkliğini kazanması asla şüphe yokki iyi bir şeydir. Fakat bu, bilimsel olmayan tüm inançların, din ve ahlakın temelsizleşmesi ve anlamsızlaşması anlamına geliyorsa, bilimin zaferi, insanlık açısından gerçek bir felakettir. Kant, öyleyse, yalnızca din, bilim ve ahlakı temellendirmek durumunda kalmamış, fakat rasyonel bir varlık olmanın ne anlama geldiğini gösterme durumunda kalmıştır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, hem Descartes’ın rasyonalizminden ve hem de Hume’un empirizminden mühim görmüş olduğu ögeleri alarak, transandantal epistemolojik idealizm diye malum kendi data kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonrasında, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hıristiyan ahlakını müdafa çabası vermiştir. Başlıca Eserleri Eleştiri der reinen Vernunft (Saf Aklın Eleştirisi), 1781Prolegomena zu einer jeden künftigen Metaphysik (Prolegomena: Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe), 1783Grundlegung zur Metaphysik der Sitten (Terbiye Metafiziğinin Temellendirilmesi), 1785Kritik der praktischen Vernunft (Ergonomik Aklın Eleştirisi), 1788Kritik der Urteilkraft (Yargı Gücünün Eleştirisi), 1790Religion innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft (Salt Aklın Sınırları İçinde Din), 1793Metaphysik der Sitten (Terbiye Metafiziği), 1797 Günün öteki mühim vakaları 1920: Fransızların Maraş’ı boşalttı.1929: Stalin tarafınca sürgün edilen eski cenk komiseri Troçki, ‘İlyiç’ adlı bir şileple İstanbul’a geldi.1937: Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu ev, Selanik Belediyesi’nce sahibinden satın alınarak Mustafa Kemal Atatürk’ün emrine tahsis edildi.1956: Karikatürist Turhan Selçuk, Internasyonal Bordighera Gülmece Şenliği’nde Platin Palmiye Ödülü’nü aldı.1961: Yeni Türkiye Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Emekçi Partisi kuruldu.1969: Tiyatro ve beyazperde sanatçısı, Türk sinemasının ‘Horoz Nuri’si Vahi Öz yaşamını yitirdi.1971: TOFAŞ’ın Bursa’daki otomobil fabrikası açıldı. Yapınak, Fiat lisansıyla Murat 124 tipi otomobillerin üretimine başladı.1976: İstanbul’da zamanı Direklerarası’nın Naşit Tiyatrosu sünger deposu oldu.2005: Besteci Teoman Alpay, 73 yaşlarında vefat etti. Tarihte bugün arşivi Ekim ayı arşiviKasım ayı arşivi Aralık ayı arşiviOcak ayı arşivi1 şubat2 şubat3 şubat4 şubat5 şubat6 şubat7 şubat8 şubat9 şubat10 şubat11 şubat

Son Dakika Haberler